HACDA; MÜBAREK GÜNLER VE GECELERDEKİ ÖZEL ENERJİ ALANLARI
Evrensel enerjinin bir parçası olan insanoğlu bireysel enerji alanlarını ve titreşimlerini, evrensel titreşimlere düzgün uyumlayıp olması gereken rezonede tutabilirse ruh, zihin ve beden sağlığını dengede tutup sağlıklı bir yaşam sürebilir. Herhangi birisindeki bir sorun, diğerlerini etkileyip onlarda da sorun yaratır. Düşünce veya dugularımızdaki bir sorun, niteliğine göre biyolojik yapımızda değişimlerle kendini ifade eder. Stres-gerilim altında iken, fizyolojik olarak da iç salgı bezlerimizin ifrazatından, sistemlerimizin çalışma düzenine kadar pek çok sağlık sorunu yaşarız. Aynı şekilde iyi hatta güçlü olduğu zamanda biyolojimizdeki olumlu değişiklikler çoğalır. Fiziksel bedendeki bir sorun da duygu ve düşünce bazında bizi olumsuzluğa götürür. Bizim bireysel kimliğimizi teşkil eden zihin, beden ve ruh yapımız birbiri ile etkileşim halindedir. Olumlu veya olumsuz, güçlendirici veya zayıflatıcı olması bizim tercihimizdir. Yaşamdan edindiğimiz deneyimlerle, aldığımız eğitimlerle ve kişisel gelişimimizle bu dengeyi kurabiliriz. Doğa ve yaşam biz ona olumlu yaklaştığımızda, bize bu yönde yardımcı olabilecek bir donanımla hazır. Bize de fark edebilmek ve seçimlerimizi doğru yapabilmek kalıyor.
Kişisel gelişim yöntemleri ve öğretileri bize kendimizi ve evreni tanıtıp, yaradılışın varoluşun esasına göre evrensel yasaları yaşam modelimize uyarlayıp, beden, zihin ve ruh sağlığımızı dengeli bir biçimde sürdürmemizi ve kişisel gelişimimizle de tekamülümüzü hedeflemektedir. Bu öğretiler teknik, felsefi ve geleneksel olabildiği gibi kutsal kitaplar ve dini öğretilerle bize sunulmuştur. Üç sayımızdan beri diğer yöntemlerin yanında dini öğretilerin ışığında ibadetlerimizle kişisel gelişimin, dengede olmanın, yaşamda bizden beklenen doğru paylaşımın ve getirilerinin neler olduğunu enerjiler yönünden inceliyoruz. Dua, zikir, abdest ve namazın enerjilerimizin üzerindeki etkilerini ve bu etkilerle evrenle rezone olma halini nasıl yaşadığımızı anlatmıştık. Bu sayımızda da hac, özel gün ve gecelerin enerjilerimize olan etkilerini konu olarak alacağız. İnsan bedenindeki enerji sisteminin meridyenler ve nadi kanalları ile bütün vücudu beslediğini ve sistemleri dengede tuttuğunu biliyoruz. Bu kanalları ve sistemi besleyen, evrenden enerjiyi fiziksel bedene çeken enerji merkezlerimize de “ çakra ” diyoruz. Elektromanyetik alanımız olan auradan kendisine özgü dönüşümü ile anafor gibi enerjiyi çeker ve sushumna kanalına, oradan da nadiler, tsobo ve marma noktalarının tetiklemesi ile vücuda yayar. Çakralar bulunduğu yerler itibarı ile vücudumuzdaki önemli dağıtım merkezi noktalarını işaret eder. Herbiri fizyolojimizin sistematik ve biyolojik tetikleme noktalarındadır. Nadilerle vücuda ve diğer bölgelere yayılır.
Evrende de bu sistemin bir benzeri sistem vardır. Ağır titreşimleri ile yeryüzü enerjisini temsil eden enerjilerden, dünyanın madde planında da ley hatları dediğimiz bir enerji aktarım ve dağıtım sistemi aynen nadi kanallarının insan vücudunu sardığı gibi sarmaktadır. Ley hatlarının da vücudumuzdaki gibi enerji merkezleri yani çakraları vardır. Bunlar dünyanın yüzeyi altında akan negatif ve pozitif radyasyon akımlarının, belli noktalarda kesişip, özel yayılım yaptığı merkezlere dünyanın çakraları diyoruz. Bulundukları bölgeye özel enerji yüklemeleri yaptıkları gibi, oluşturdukları megalitik alanlarda farklı bir çekim özelliği yansıtırlar. Bu merkezler yeryüzü küresinde, yüz seksen derece karşıtına gelen bölgede bir zıt alan oluşturur. Negatif dediğimiz bu merkezden de kara akım hatları dünyayı sarar. Vücudumuzdaki ve makro kozmosdaki enerjilerin artı eksi kutupları ile kendi dinamikliğini dengede tutmasının bir benzer örneğini de kendi iç dinamiğinde kurar. Biz sistematiğin çalışma prensibini bilmesek de, bir takım algılamalar veya yaşamsal deneyimlerle bunun farkına varabiliriz. Tıpkı eylemlerinin tezahürünü görmeden bile bazı kişilerin düşünce, duygu ve onu ifade eden olumlu veya olumsuz enerjilerinin farkında olup, onu o yönüyle tanımamız gibi. Hatta günlük deyişler bile edindik bu yönde. Elektrik alamadım, pozitif insan veya şu kişiden olumsuz etkileniyorum gibi tabirler kullandık. Daha da irdelemeyi genişleterek; uğursuzluk getiriyor, sağlığımı etkiliyor diye kanılara varır, kendimizce korunma tedbirleri alırız. Yeryüzündeki ley hatlarının ve kara akım hatlarının da benzer tezahürlerini deneyimlemişizdir. Bazı bölgelerde yaşayan kişiler ve canlılar değişik olumlu etkilere veya olumsuz etkilere maruz kalırlar. Deneyimlerle tespit edebildikleri bu bölgeler tarihler boyunca bilinmiş, faydalanılmış veya korunulmuştur. Ley hatlarının üzerine yapılan binalar huzur ve sağlık getirirken, olumsuz enerji taşıyan kara ley hatları üzerine kurulan mekanlar sıkıntı yaratır.
Bu ley hatlarının en önemli kesişme noktalarından biri de, coğrafi konumda Bermuda Şeytan Üçgeninin tam yüz seksen derece karşıtı olan Mekke'deki Kabe-i Muazzama'nın altından ve Arafat Dağı'nın altından geçmektedir. Dünyanın bizim bedenimizdeki çakra sistemine göre düşünürsek taç çakrası! Ve Kudüs dahil çevresindeki geniş bir coğrafi bölgeye yaydığı güçlü megalitik alan.
Hac farizasını sıra ile takip edersek, enerjilerimizin olumsuz yüklü olanlarından nasıl bu megalitik alanlardan faydalanarak arınabileceğimizi, olumlu enerjilerle şarj olabileceğimizi anlarız. Böylelikle diğer ibadetler gibi hac ibadetinin de pek çok beşeri, sosyal, farkındalık yararları yanında; enerjilerimiz için yararlarını da, bize verdiği mesajları da anlarız. Hac farizasının Arafat'taki ilk bölümünde, toplanan hacı adayları arınmak adına zihnen, ruhen ve bedenen bir ön hazırlığa giriyor. Arafat Dağı'nın altından geçen güçlü pozitif ley hatlarının oluşturduğu o etkili alanda aynı düşünce ve duyguların oluşturduğu büyük bir ortak enerji alanı yaratıyor. Grup meditasyonlarının oluşturduğu megalitik alanın yüz binlerce fazla büyüğü bir alan oluşuyor. Hepsi tek düşünce, duygu ve teslimiyetle, ortak tek yayın yapmaktalar. VAKFE ! Allah'ım affet. Arafat'ın güçlü ley hattının etkisi, üzerindeki hacı adaylarının ortak enerjileri oluşan bu büyük enerji birikiminin makro kozmosa, evrene yaptığı tek mana üzerine yönlendirilmiş muazzam bir enerji yayını. Tek dalga boyu haline gelen dev bir manyetik alan. Duanın en güçlü ifadesi ve isteklerin mekan ve kişisel olarak en etkin olma hali. Ruhumuzdaki ve beynimizdeki tüm olumsuz enerji kayıtlarının silinmesi, bir anlamda olumsuz enerjilerin en etkili sağaltım ve deşarj yöntemi. Kendini hazırlayıp gitmesi ve dua esnasında anı yaşaması ile tam teslimiyette olduğu için başka düşünce ve duygulardan; bedenin istek, arzular ve kişisel tepkilerinden uzak olması bu işlemin başarısını arttırarak amaca ulaştırıyor. Kayıtlanmış tüm olumsuz enerji yüklerinden arınıyor, bir anlamda olumsuz kayıtlar siliniyor “günahlardan”.
Hac farizasının ikinci aşaması olan Kabe bölümüne gelelim. Mevcut kapasiteyi arındırarak yeni potansiyellere açık yönün yanında, artık olumsuz enerji yayını yapmayacağı avantajı ile yeni programlama ve enerji şarj etme adına özel bir megalitik alandan yararlanıyoruz. Bu güçlü alanın ve aynı duygu, düşünce ve istekle güçlü tek dalga boyu haline gelmiş, hacıların oluşturduğu enerji alanının evrenden büyük bir kanaldan hızla zikrettiği manalar ve doğalar doğrultusunda enerji yüklemesi ve yenden programlanışı, kendine has bir sistem ve nizam içinde olmaktadır.Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Sistem her ne kadar kendi dinamiği içinde işlese de, katılımcı olan insanın da bu sistemde kendi dinamiği ile iştiraki önemlidir. Olaya salt bilinçsizce iştirak veya amaca uygun olmayan iştirak, aynı olumlu sonucu oluşturmuyor. Özellikle Kabe bölümünde. Enerji daima düşünceyi takip eder. Biz hangi duygu ve düşüncede isek , evrenden o duygu ve düşüncelerin benzeri enerjileri çeker, onlarla yaşar, yaşamımızda o enerjilerin niteliği yönündeki eylemleri yaparız. Bir hadisi şerif vardır; “Yaşamda eylemlerimizin niteliğinden sorumluyuz. Ama hacda düşüncelerimizden de sorumluyuz.” İşte püf noktasının en güzel açıklaması. Hac sırasında beyin açılım düzeyimiz ne yönde ise, o yönde büyük güç yüklemesi ile şarj oluyor, o enerjilerle yükleniyoruz. Olumlu duygu ve düşüncelerle, olumlu enerjiler yüklenebileceğimiz gibi; hala egoyu yenemedik ve nefsin hakimiyeti ile olumsuz duygu ve düşüncelerde, yani ilk üç madde boyutunun etkisinde alt bilinçlerin tezahürü manalarda isek, o tür olumsuz enerjilerle şarj olur yükleniriz. Haccın amacını tam tersini ifa ederiz.. Güzel bir söz vardır; Hacılar döndüğünde nurla donanmış gelirler. Ama bazıları da vardır ki; giderken yüzünde azıcık nur varsa oda kaybolmuş olarak döner. Anlatmak istediğimin en özlü ifadesi!.
Daha sonra yüklendiği olumlu enerjilerin ve beynindeki yeni açılımların bu olumlu manalarla programlanışın yaşamsal ifadesini 'Haccı Mebrur'u ' ifa eder. Kendi özünü bilmiş, evrensel özle bütünleşmiş bir insan olarak yaşar, yaşama hizmet eder. Burada kişisel gelişim, farkındalık çalışmalarında yaptığımız çalışmaların özel bir programla güçlü organizesini görüyoruz
Kozmik enerjilerin evrende farklı yüklemelerle, farklı zaman dilimlerine yayılmaları ve özel yönlendirmeli çalışmalara kanal olarak uyumlanmaları da vardır.Bu, hangi yörede hangi konumda olsak faydalanabileceğimiz bir durumdur. Yeryüzü enerjisi (rahim enerjisi), makro kozmos enerjisi (rahman enerjisi) diye tamınladığımız enerjilerden rahman enerjisi en saf en süptil enerjilerin olduğu üst boyut enerjilerindendir. Uygun olduğumuz bilinç durumuna göre ona uyumlanır, yararlanırız. Alt bilinçlerde egonun, kişisel benin hükmümde isek; yeryüzünün ağır frekanslı enerjileri ile besleniriz. O tür duygu, düşünce enerjileri taşır, o tür eylemlerde bulunuruz.Yaşamda amaç hep tekamül edip üst bilinçle, üst boyut enerjilerinden yararlanmaktır. Ramazan ayı rahmet ayıdır. Rahman enerjisinin en yoğun olduğu, en çok yararlanacağımız zaman dilimlerinden biridir. Bu ayda ve özel aziz gün ve gecelerde, aynı hac farizasındaki gibi saf duygularla olumsuz enerjilerden ' günahlardan ' arınır, yeniden olumlu enerjilerle şarj olup, yeniden programlanabiliriz. Aynen Kabe'yi tavaf anındaki o büyük kanalın bir benzeri Kadir Gecesinde de yaşanır. Ramazanın ilk günlerinden arınmaya başlayarak, o güzel geceye hazır girebiliriz. “ Yeryüzünü mabet kıldım”
ayeti ; bilene, görene, düşünene, anlayana açık! Yeter ki istekli olsun...
Sevgi ve sağlıkla kalın...