Önceki sohbetlerimizde tekamülümüz için çıkacağımız yolculuğun bilinç düzeyindeki aşamalarını ve gelişim sürecini konu aldık, Her birimizin kendi şartlarımıza göre özgür irademizin doğrultusunda nasıl bir yol izlememiz ve kişisel gelişim çalışmaları çerçevesinde öncelikle amacımızın ne olması gerektiğini, hedefimizi konu etmiştik, Tekamül tam olarak bir süreçtir, Köklü bir bilinç değişimidir, İnsanın öz doğasına dönüşüdür, Küçük bedenin arkasındaki büyük bedenle tanışmasıdır, Gerçek "Ben"le! Hayat bir öğrenim sürecidir, Ve evrim, özümlenmiş bilginin gelişmesi, tekamül, bu bilginin yaşanmasıdır, Yaşama geçirilmemiş her bilgi nasıl bir yükse, bilginin uygulanması kazancımız, hatta dağıtabileceğimiz hazinemizdir, Ve yapmamız gerekende emin, sakin ve bilinçli olarak bu süreci başlatıp, kararlı bir şekilde hedefe varmaktır.
Böyle bir kararlılık ve istekle çıktığımız yolculukta bize yararlı olabilecek pek çok öğreti, teknik veya geleneksel uygulamalar, kişisel gelişim metotları var, Bunların hemen hepsi öncelikle bizim kendimizi gerçek anlamda tanımamızı ve inceleyip eksik yönlerimizi bulmamızı ve bu büyük aşamadan sonra, yeniden bir şekilde programlanmamızı, bir anlamda yeni bir doğuşu, olumlu gelişimi amaçlıyor, ilk başta farklı gibi görünseler de, temelde hepsinde amaç aynıdır, Amaca çok sayıda yollardan, farklı usullerle gidilse de, varılacak menzil, hedef hep tektir, Dağılan parçacıkların bilgi ve sevgi ile gerçeği hatırlayıp özle bütünleşmesidir, Bütün dönüşümlerin düşünce gücümüzle (beyin enerjimizle) oluştuğunun artık kanıtlandığı bir zaman diliminde, bu öğretilerin bize anlatmak istediği ana mesajı ve izlenen yolun mahiyetini kavramamak mümkün değil.
Ben, kişisel gelişimimiz, farkındalık halinin oluşması için gerekli olan çalışmalarda enerjilerimizin nasıl etkilendiğini konu olarak ele alacağım. Her bir bilinç seviyesi bir çakra sistemi ile paralel boyutta ilerlediğine göre, geliştirdiğimiz düzgün titreşimlerde ve dengede olan enerji sistemimizin. kişisel gelişme. bilinçlenme. farkında olma yani tekamülümüz yönünde fayda ve yararlarını bilmeli ve bilinçli uygulamalarla pekiştirmeliyiz. Enerjileri tanımak ve kullanım metotlarını bilinçli olarak kullanmayı; kendimizi tanımak ve yeniden olumlu yönde programlamak olarak da alabiliriz. Evrende her şeyin enerji olduğunu bilmek. bize bizimde bir frekansta yoğunlaşmış ene~i olduğumuzu hatırlatır. Titreşimleri olumsuz yönde güçlenmiş, dengesi bozulmuş bir bireyin etrafına olumsuz titreşimde enerji yenmesi ve o düzeydeki enerjilere kanal olup tekrar geri beslenmesi onu fiziksel, ruhsal. zihinsel sağlık sorunları olarak etkileyebileceği gibi. kişisel gelişimini de etkileyerek, olumsuz, verimsiz insan modeli kaçınılmazdır.
Şifa, sadece biyolojik bedendeki sorunların kaldırılıp. fiziksel olarak sağlıklı olmak değildir. Maddi ve manevi varlıklar olan insanın, ruhsal ve zihinsel olarak da sorunsuz. olumlu olması bütünsel sağlığı kapsar. Ve şifalanma bu bütüncüllüğü sağladığı gibi, bu düzeydeki insanın evrenle doğru bütünleşmesini sağlar.
Evren kocaman bir enerji okyanusu ve bizler onu oluşturan bölümlerden biriyiz. Atomik yapının en atı: düzeyinde, kuvant dediğimiz evrenin özünü, nüvesini oluşturan taneciklerin (enerji birimlerinin) belli sayılarda yoğunlaşması ile ışık, ses, düşünce, katı madde, galaksi. canlı ve cansız bütün her şey oluşuyor. Yani kuant düzeyinde her şeyin aslı (özü) aynı.
Birbirimize olan dönüşümü, paylaşımı veya etkileşimi hep bu düzeyde yapıyoruz.
Bütün bireylerin ayrıca birimsel enerji olarak tanımlayabildiğimiz bir enerjisi var. Bu. onun yaradılış özelliğinin yansıması kadar, kendi gelişiminin derecesine göre değişebilen bir enerji. Bir bakıma bilinç seviyesine paralellik gösteren bir ölçüt. Yani., kişisel gelişimini olumlu yönde ne kadar üst seviyelere getirebildi ise, enerjini de o düzeye getirebilmiş ve o düzeyde kullanıyor demektir. Kişinin kendi iç aleminde çalışması, başarısı, bilinçlenmesi, olumsuz duyguları arıtıp, olumlu duyguya dönüştürmesi, geliştirmesi, kişisel kayıtlanmalardan, beşeri şartlanmalardan teslimiyete, özüne, yüksek benlik dediğimiz öz benliğimize kavuşması ile enerjisini olumlu yönde güçlendirir. Çakraları ve enerji sistemi açık, aktif ve dengeli olur.
Yaşam doğal haliyle bizim enerji sistemimizi koruyup güçlendirecek pek çok forma sahip. Öz doğamıza uygun bir yaşam modelini seçip, evrenin doğal akışına ve yasalarına uygun yaşadığımızda, ene~i sistemimizin kendiliğinden olması gereken tarzda çalıştığını ve güçlendiğini biliyoruz. Bizler doğal varlıklarız ve doğanın bizim için açtığı yaşam modeline uygunuz.Böyle programlanıp yaratıldık. Fakat zamanla programımızı bozduk. Yaşam şartlarının getirisi olan gelişmeleri, doğamıza uygun uygulamalardan uzaklaştırarak. doğal titreşimlerimizin ayarlan ile oynadık. Ve sonuç olarak da bu bize kişisel sorunlar (stres, fiziksel hastalık. olumsuz duygular) olarak geri döndü.Bu şartlar altında olumsuzluk üreten duyguları, olumsuz düşünce formlarına ve olumsuz eylemlere dönüştürdük.
Bugün, bireysel olumsuzluklarımızın , yakın çevremizden evrene kadar yayılan gelişmesini izleyen bir yolun başlangıç noktası oraya dayanıyor. Ve zamanla, kendi dengemizin bozulumu kadar, doğanın dengesini de bozduk. Biz ona uymak yerine, onu bize benzetmeye çalıştık. Ve insanoğlu öyle bir noktaya geldi ki (ki bu kaçınılmazdı) bu tıkanma, sıkışma belki de patlama noktası oldu, aramaya başladı. Teknolojinin doğru getirilerinin, bizlerce yanlış uygulamaları ile yaşamı kolaylaştıracak olguların, bize aslında zarar verdiğini anladı. Öz doğamızın getirisi olan, hisseden, düşünüp bulan, üretip çoğaltan insan yerine, robotlaşmış insan modeli oluştu. Akış başka yönlendirmelere kaydı. Öz doğasının ve uyum içinde olduğu evrenin akışından, farkında olmadan sentetik bir sanal alemde robotça yaşamanın getirdiği bunalım kaçınılmazdı. Arada bir öz doğasını hissedebildiğinde ne durumda olduğunu fark etti.Tuşlara basarak idare ettiği, sürdürdüğü yaşamında özgür iradesinin getirisi olan kendi düşünsel, duygusal alanının azaldığını hatta yok olduğunu; bastığı tuşların ana merkez kumandasındaki mercinin aslında kendi özgür iradesinin tuşuna bastığını fark ettiğinde sorabildi bu soruyu...
Ben kimim? Neyim ve nereye gidiyorum? Arayış böyle başladı.....
Her soru, cevabını bekleyen bir gerçektir. Doğru soru, doğru gerçeğe yönlendirir ve doğru gerçeği buldurur. Yollar daima açıktır. Bilene, arayana, bulmak için yola çıkana....
Bizler önce biraz geri döndük. Atalarımızın yaşamsal, düşünsel alanlarına ve yolu izledik. Yolun bozulma sapma noktasına kadar. Ve o bilgileri değerlendirerek, sapma noktasından bayrağı teslim alıp, olması gereken menzile doğru kendi branşımızın bize gösterdiği bilgiler doğrultusunda yürüme, anlatma ve uygulamalar yeni çağdaş gelişmelerle değerlendirme cehdinden. Ve ben, bayrağı elimde, o misyonu içimde hissettiğim andan itibaren, evrensel enerjileri ve yaşam ene~isini incelemeye başladım. Bir kuant taneciğinden sonsuza ulaşan yolculuğa Çıktım. Yolda insanla sorunlar, nedenleri ve çözümleri içeren bilgileri buldum. Siz yol arkadaşlarımla, arada bir değerlendirme, belki paylaşma ile bu yolda aramaya devam ediyorum.
Doğal evrenin akışına, yaradılışın esasına uygun bir teslimiyetle bilinçlenmiş bir yaşam tarzı yanında, hayat bize tecrübeler ve deneyimlerle pek çok öğretiyi de getirmiş. Yeni yöntemler ararken, eski öğretilerin ışığından, bilgisinden çokça yararlanıp bilgilendik. Bu bilgilerin çoğu, zamanla alışkanlık haline gelmişti.İçeriğindeki mesajı incelediğimizde, bize varoluşun yasalarını ve amacını anlatıyordu. Uygulanan rituellerde sadece bir araçtı. Bazen bedeni, ruhu, zihni bazen yaşamı kontrol altında tutmak, eğitmek, yönlendirmek veya tetiklemek adına.
Bakıyoruz da zamanla araçlar ya amaç edinilmiş, yada alışkanlık gibi uygulanmış. Hepsinde ana tema, tekamül için alınacak yolda insanın kendini işaret ediyordu. içe dönük bir arayıştan, evrene ve bütünleşerek var olmaya, paylaşarak çoğalmaya giden yolu gösteriyordu. Sevgi ile kalın...
(devam edecek)